| | Üretsiz Blog oluştur
 
Nov
16
    

travian oyna

Travian Nedir ?

√ Travian, içinde binlerce oyuncunun bir köy yöneticisi olarak oynadığı, büyük bir oyun dünyasıdır.

√ Oyunun başlangıcında sahip olduğunuz tek şey köyünüzdeki merkez binanızdır.

√ Köyünüzü nasıl en güçlü ve en başarılılardan bir tanesi haline getireceğinizi bir sonraki sayfada görebilirsiniz.

√ Travianda dört çeşit hammadde bulunmaktadır: Odun, tuğla, demir ve tahıl.

√ Köyünüzdeki yapılarla ilgilenmeden önce ilk olarak hammadde üretimini artırmalısınız.

√ Hammadde üretimini artırdıktan sonra köyünüzü geliştirmeye başlayabilirsiniz.

√ Hammadde deposu ve tahıl ambarı kurarak köyünüzde daha fazla hammadde ve tahıl bulundurabilirsiniz ve ayrıca sığınaklar sayesinde hammaddelerinizi düşman yağmacılardan koruyabilirsiniz.

√ Travianda yalnız değilsiniz. Binlerce oyuncudan oluşan büyük bir online-alanda oynuyorsunuz.

√ Özellikle yakın çevrenizdeki oyunculara dikkat etmelisiniz. Haritada travianı daha iyi bir bakış açısı ile inceleme imkanı bulacaksınız.

  1. Çevre:Burada hammadde alanları bulunmaktadır
  2. Merkez: Köyünüzde yeni yapılar inşaa edebilirsiniz
  3. Harita: Yakın çevrenizi ve komşularınızı burada görebilirsiniz
  4. İstatistikler: Başarı listesi
  5. Raporlar: Köyünüzdeki olaylarla ilgili raporlar
  6. Mesajlar: Mesaj gönderme ve mesaj alma

Şu anda oyuna başlamak için gerekli en önemli bilgilere sahipsiniz. Kayıt olma işlemi tamamlandıktan hemen sonra oyuna başlayabilirsiniz.

Travian Oyununa Kayıt Olmak için Linke Tıklayınız.

http://www.travian.com.tr/?uc=tr3_183104

 

Oyundan Resimler:

 

travian resim

 

travian resim

 

travian resim

Travian Oyununa Kayıt Olmak için Linke Tıklayınız.

http://www.travian.com.tr/?uc=tr3_183104



 
Sep
18
    

msn space

 Varmı böyle bir aşk!!!! (60 yillık mektup )

Buz gibi bir günde hızlı hızlı yürürken, birden ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm...
Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele aceleaçtım.. Üç dolar çıktı.. Bir de buruşmuş, sararmış, eskimiş mektup...
Belli ki yıllardır, o cüzdanın içinde duruyordu. Zarf öylesi ne harap olmuştu ki. Sadece tepedeki "İade" adresi okunabiliyordu. Mektuba bir göz

attım. Bir ipucu bulma ümidi ile.. Birden tarihi gördüm.. 1924... Mektup nerdeyse 60 yıl önce yazılmış. El yazısı belli, bir kadına ait.. Sol

köşeye bir çiçek resmi çizilmiş.
"Sevgili Michael" diye başlıyor mektup... ve "Annesi yasakladığı için onu bir daha göremeyeceğini" anlatarak devam ediyor..
- "Ama sakın unutma, seni daima seveceğim" diye bitiyor..
İmza..
Hannah!.. İçimden bir ses "Bul" dedi bana.. "Mektubun sahibini bul.."
Milyonlarca Michael var. Hangi birini bulacaksın ki.. Ama tepedeki "İade" adresi ipucu olabilir.
Telefon İstihbarati aradım. Anlattım...
- "Bu adrese bağlı bir telefon varsa, bana verebilir misiniz" diye..
Sustu..
Gidip müdürüne sordu...
- "Var ama, size vermem yasak.. Ama sizin adınıza bu numarayı arar, orarım. İsterlerse size bağlarım.. Lütfen bekleyin.."
Bekledim.. İki üç dakika sonra kızın sesi geldi.. "Bağlıyorum efendim.."
Karşıdaki hanıma "Hannah diye birini tanıyor musunuz ? " diye sordum.
- "Bu evi, 30 yıl evvel, Hannah diye kızları olan bir aileden aldık." dedi.
- "Peki yeni adreslerini biliyor musunuz?.."
- "Hannah annesini bir huzurevine yatıracakti. Oradan takip ederseniz,belki adresi bulursunuz.."
Ve huzurevinin adını verdiler.. Hemen aradım.. Yaşlı anne yıllar önce ölmüş... Ama kızına ait eski bir telefon numarası var. Belki oradan bilirlermiş...
- "Bunların hepsi aptalca aslında" dedim kendi kendime..
İçinde sadece 3 dolar ve 60 yıl önce yazılmış bir mektup bulunan cüzdanın sahibini aramak için bunca zahmete ne gerek var ki.. Aradım numarayı..
Bir kadın "Şimdi Hannah'ın kendisi bir huzurevinde" dedi ve numarayı verdi.
Hemen orayı çevirdim... Bingo..
Ses "Evet, Hannah burda yaşıyor" dedi..
Gecenin saat onu, ama hemen yola çıktım, Hannah'ı görmek için..
Devasa bir binanın üçüncü katında şirin bir oda.. Gümüş saçlı, sıcak tebessümlü bir yaşlı kadın.. Gözlerinin içi ışıl ışıl ama..
Anlattım olanları.. Cüzdanı ve mektubu gösterip.. Derin bir iç çekti mektuba bakarken ve :
"Genç adam" dedi, "Bu mektup, Michael ile son kontağımdı.. Onu öyle seviyorum ki.. Sean Connery gibi yakışıklıydı.. Hani şu meşhur aktör.. Ama ben 16 yaşındaydım.. Çok küçüğüm diye annem kesinlikle izin vermedi.."
Derin bir nefes daha..
- "Michael Goldstein harika bir insandı. Eger bulabilirseniz ona söyleyin lütfen.. Onu hep düşündüm.. Hep.."Bir ufak sessizlik.. Bir derin nefes daha.. "Ve onu hep sevdim.." İki damla yaş damladı elindeki mektuba, ıslanan gözlerden..
"..Ve hiç evlenmedim... Michael gibi birisini bulamadım ki.."
Hannah'a teşekkür edip odadan çıktım. Binadan çıkarken danışmada beni karşılayan kız :
- "Hannah Hanım yardımcı olabildi mi size?" dedi..
- "Hiç değilse bunun sahibinin soyadını öğrendim" dedim..Cüzdanı elimde sallayarak..
O sırada yanımda dikilip duran hademe bağırdı..
- "Hey baksana.. Bu Bay Michael'in cüzdanı.. Üzerindeki bu kırmızı şeritten onu nerde görsem tanırım.. Cüzdanını hep kaybederdi zaten.. Üç

kere ben buldum, koridorlarda.."
Michael sekizinci katta yaşıyordu.. Ok gibi fırladım tekrar asansöre..
Michael yatmamıştı.. Okuma odasında kitap okuyordu.. Hemşire beni ve elimdeki cüzdanı gösterdi.. Michael elini arka cebine attı, hızla..

Sonra sevinçle :
- "Evet bu benim cüzdanım" dedi...
- "Öğleden sonraki yürüyüş sırasında kaybetmiş olmalıyım..
Size teşekkür borçluyum.."
- "Hiçbirsey borçlu değilsiniz" dedim..
- "Ama özür dilerim.. İpucu bulmak için açtım ve içindeki mektubu okudum..."
- "Mektubu mu okudun?.."
- "Sadece okumakla kalmadım.. Hannah'ı da buldum.."
- "Buldun mu?.. Nerde?.. İyi mi?.. Hala eskisi gibi güzel mi..
Söyle, lütfen söyle.."
- "Çok iyi.. Hem de harika" dedim, yavaşça..
- "Bana onun telefon numarasını ver. Yarın onu hemen arayacağım.." Elime sımsıkı sarıldı..
- "O benim tek aşkımdı.. Onu öyle sevdim ki, asla evlenmedim..
Çünkü bu mektup geldiğinde hayatım, anlamsal olarak bitmişti."
- "Bay Goldstein" dedim.. "Gelin benimle.."
Asansörle üçüncü kata indik... Odanın kapısı açıktı. Hannah sırtı kapıya dönük televizyon izliyordu... Hemşire ona yaklaştı, omzuna

dokundu...
- "Hannah" dedi.. "Bu bayı tanıyor musun?.."
Gözlüklerini ayarladı bir an baktı, tek kelime etmeden..
- "Michael" dedi, Michael, kapıda, kısık sesle..
- "Hannah.. Ben Michael.. Beni tanıdın mı?.."
- "Michael" diye yutkundu : Hannah.. "İnanmıyorum.. Bu sensin.. Benim Michael'im...
Michael Hannah'a doğru yürüdü yavaşça.. Sarıldılar. Hemşire hıçkırıklar içinde koridora attı kendini...
- "İşte Tanrının sevgisi de bu" dedim.. "Olacaksa.. Olur.."
Üç hafta sonra beni huzurevinden aradılar. Pazar günü bir nikah vardı.. Gelebilir miydim?..
Harika bir nikah töreni idi. Hannah ve Michael beni nikah şahidi yaptılar üstelik. Hannah açık bej elbisesi içinde çok güzeldi.. Michael de

lacivert takımı içinde hala çok yakışıklı... Huzurevi onlara, bir minik daire tahsis etti...
Eğer 76 yaşında bir gelinle 79 yaşındaki bir damadı, 16 yaşında bir kız, 19 yaşında bir delikanlı havasında görmek isterseniz, orayı ziyaret

etmeniz gerek..
Nerdeyse 60 yıl süren bir aşk hikayesi için, ne güzel bir son değil mi?...

Es geçmeyin sizde bir yorum yazın

єѕ gєçмєуιη ѕιz∂є вιя уσяυм уαzıη

 



 
Sep
18
    


serseri

ѕєяѕєяιмє
Elime son kez aldim kagit kalemi,
Bu sana son mektubum.
Postaci son bir kez haber getirecek
Benden sana.
Canim bilirim aldirmazsin hiçbirseye,
Ne sevgiye ne de hislere.
Simdi elimde bir sigara var,
Bugün çok içtim.
Bilirim kizacaksin, "Içme demistim" diyeceksin,
Ama ben yine ayni cevabi verecegim: Dertliyim.
Son kez bu kalp derdinle dolu.

Bu mektubumda
Seni ne kadar sevdigimi
Özledigimi yazmayacagim.
Artık degistim ben.
Senin umursamaz tavirlarindan biktim SERSERIM.
Takmıyorum artik ben de seni.
Hani bende bir resmin varya,
Arkadaşıma verdim SERSERIM.
Çok begenmis seni,
"Al senin olsun" dedim
Ama dikkat etmesini de söyledim,
Olur ya çikarsaniz "Boynuzlamasin seni" dedim.
Yüzünün seklini görmeni isterdim SERSERIM.
Bu mektup digerine benzemiyor degil mi?
Dün gece yiktin, öldürdün beni SERSERIM.
Dilindeki her hece bir kursun gibi saplandi yüregime.
Tüm gece kanadi durmadan,
Gözlerim doldu aglayamadim.
Yataklara düstüm ne zamandir.
Ama iyi oldu aslinda
Seni umursamiyorum artik,
Sen ne demistin SERSERIM.
"Üzülme!"
Üzülmüyorum zaten gülüyorum,
Bu acilarin getirdigi mutsuzlugu seviyorum.
Lanet olsun sana SERSERIM.
Bu kadar degersiz miydi sevgim?
Biliyorsun ben seni çok sevdim.
Bu sana son mektubum SERSERIM.
Yak istersen,istersen baskalarina okut.
yada evet
İçip içip agla,
Ama sunu bil ki bu sana son mektubum.
Bundan sonra hain yazar mezar tasinda
Bir ölüsün artik sen hatiralarimda....

SERSERIDEN CEVAP

Bugün hiç beklemedigim bir anda,
Mektubunu aldim GÜZELIM.
Son mektubum demissin, inanmam
Sen dayanamazsin bensizlige,
Erirsin,bitersin günden güne.
Bak ne diyorum GÜZELIM
Gönlün olsun,birkaç gün daha çikalim
Sevinirsin belki.
Hediye olur ya da bir elma sekeri.
Sen bensiz yapamazsin GÜZELIM.
Seni öptügüm o ilk ani hatirla,
Nasıl da çocuklar gibiydin,
Bayılacaksın diye korkmustum GÜZELIM.
Ben senin gibi neler geçirdim elimden,
Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden.
Sen beni gerçekten sevdin mi GÜZELIM?
Sana bu mektubu meyhaneden yaziyorum,
Biraz önce birkaç çocuk dövdük GÜZELIM,
Onların serefine içiyoruz.
Bak GÜZELIM!Ben sana ne demistim hatirlamiyorum
"Üzülme" yazmissin
Sahiden dedim mi?
İçkiliyken herhalde, bilirsin.
"Yiktin" yazmissin
Sahiden yikildin mi?
Umursamazsın sanmistim
Takmazsın diye ummustum,
Ama madem beni umuttun,
Bu sana son sözüm olsun
Ben de seni sevdim haberin olsun GÜZELIM.

KIZIN ARKADASINDAN SERSERIYE

Seni tanimiyorum serseri,
Ama arkadasim seni çok sevdi.
"Son mektup" demisti dogru,
Hem o seni çoktan unuttu.
Seni çok begendim be serseri,
Belki seversin, belki de...
"Güzelim" demissin bizimkine,
Ben de seni zevkli bilirdim.
Ben ondan daha güzelim.
Bak serseri!
Ben seni ondan daha çok severim.
Telefon numarami yaziyorum,arkada,
Onu aradigin gibi beni de ara.
Ayrıca senin güzel gariplesti bu ara
"Kalbim agriyor" diyor,
Doktor bir teshis koyamiyor.
Aman canim o da bir baska,
Ağlasa da gülüyorum der etrafa
Sakin unutma beni ara.

SERSERIDEN ARKADASA

Bak kizim ben seni sevmedim daha en basta,
Ben güzelimi sevdim herseyden çok.
O bana "serserim" derdi canindan koparcasina,
Sen ise "serseri" diyorsun sokakta kalmisçasina.
Senin gibi arkadas olmaz olsun.
Güzelliğe gelince,kimse yarisamaz benim GÜZELIMLE.
Simdi birak bunlari "son mektup" derken yalan sanmistim
Daha beter içer oldum,
Her gece sarhosum.
Bir daha ki mektupta güzelimden bahset bana.
Simdi gerçekten mutlu mu?
Yoksa baskasini mi seviyor?
Hasta demistin,kalbinden mi hasta
Yoksa bu ask hastaligimi?
Benden baskasi ile...
Çabuk yaz arkadas
Herseyi arkadas, herseyi anlat bana.
Anladım ki yasayamam ben onsuz bu dünyada.

ARKADASTAN SERSERIYE

Afedersin serseri yanlis yapmisim ben,
O seni gerçekten çok sevmis.
Son nefesinde bile adini söyledi,
Yüreğim parçalandi,anlayamazsin.
SERSERIM" deyisini duysaydin gözleri kapanirken.
Askin öyle sarmis ki bedenini
Kaybedince, yasayamadi öldü iste.
Son mektunda ne yaptin?
İçip içip agliyor musun?
O simdi mezarinda huzurlu yatarken,
Yılanlara bile seni anlatir süphen olmasin.
Zaten mezar tasinda
"SENI SEVMISTIM SERSERIM"
Yazısını görünce anlarsin.
Belki bir umut vardi yasamasinda,
Ama senin de ciddi olmandi.
"Birkaç gün çikalim" demissin ona.
"Elma sakari olur" demissin.
İste o vurdu senin güzelini,
İndi zavallicigin yüregine.
Simdi mezarinda derin bir uykuda,
Sevgisi de sonsuzlasti onunla.
Aslında o hiç istemedi öldügünü bilmeni
Ama dayanamadim yazdim iste.
Simdi ne yaparsin,nasil yasarsin?
İçer misin, adam mi döversin?
Sen de onu sevmissin öyle yazmissin,
Öyleyse birak askiniz yasasin.


Serserinin odasındaki dipnot ;


Sana geliyorum GÜZELİM
Seni seviyorum GÜZELIM.
terk edilişler

TERK edişlerde

Beni bıraktığın her yeni sevgi için terk edişlerdeki yaralı dönüşlerini sevdim. Sen hep yeni cehrelere bakarken ben gözlerimi kapadım korktum açmaya. Sıkı sıkı kapattığım ıslak dudaklarım adını hiç söylemedi ki ardından. Ben senin acılarını sevdim bana anlattığın seni, orada unutulan bir yerlerde ki beni. Sevgimi denir buna kim bilir? Onca kalabalık içinde sandalye de bıraktığın kalabalık gölgelere gitmene bakarken sevdim. Beni sevmemeni sevdim gözlerime dik dik bakarken somurtkan yüzündeki gizili alaycı tebessümü nü sevdim. Yine terk etme zamanı beni, yine sevme zamanı seni?????görüşmek üzere sevgili.

sensizliği kanımla ödüyorumm


bebeğiimm o geceyi asla unutamam seni azrailin elimden aldığı gecee anladımmm ben sensiz bir hiçtim şimdi yok oluyorumm
çürüyorum bebeğim hatırlıyormuusnn beni asla bırakmıycaktınn sözvermiştin bir daha içmeyecektinnn bırakmıştınnn ama o gün içtinn sana ihanet ettiğimi sandınn oysa ben sana ihanet etmmeiştim gene dinlememiştin benii vurup kapıyı gitmiştin ama bu sefr farklıydıı seni tekrar aradığımda telefonun cvp vermiyorduuu içimde bir sızıyla size geldimm kapıyı açan annendin seni sordum seni
göstedi yerde öğlece yatıyordunn kolundaa şırınga vardı beynimden vurulmuşa döndüm bana bunu yapmazdınnn nasıl kıymıştın kendinee bir anada dünyam karardı elini tuttum avucunda kağıt vardıı en son yazdığın kelime hatanın bedelini benim yokluğumla öde yazıyorduu ama ben seni aldatmamıştım gene yanlış anlamış dinlemedin gitmiştin şimdi syanına geliyorum bebeğim tıpkı senin gibi bende ölümü seçiiyorum böyle ölmmeliydin be çiçeğimm sana hiç yakışmadııı şimdi ebediyenseninle olacağımm sevgilimm seni çok seviyorum biriciğimmm şimdi sana son bi söz ben sensizliği kendi kanımla ödüyorumm



 
Sep
18
    

dragon-57

тαяιнє ∂αмgαѕıηı νυяαη αşк ѕözℓєяι

Aşk nedir, ne değildir? Bu konuda herkesin söyleyecek bir sözü vardır. İşte size tarih boyunca söylenmiş sözlerden derlenmiş özel bir liste. Bakalım beğenecek misiniz?
Aşk, sabırdır. Saygıdır. Keşiftir. Anlaşmaktır. İnceliktir. Korumaktır. Sorumluluktur. Mizahtır. Teslimiyettir. Gerçektir. Neşedir. Mutluluktur. Sıcaklıktır. Tazeliktir. Sarılmaktır. Şanstır. Saftır. Öze götürendir. Derler.


John Keats:Aşkta her zaman bir öpen, bir de yanağını uzatan vardır.

Fransız atasözü:"Arzu edilenden ziyade arzu etmeye aşığız."

Aşık Veysel Şatıroğlu:"...Güzelliğin on para etmez Bu bendeki aşk olmazsa..."

Nietsze:"."Ölümdür tek başına yaşanan aşk iki kişiliktir.."

Ataol Behramoğlu:Aşık olduğumda sadık olurum, çünkü aşık olurum.

Oscar Wilde:Aşk aklın en soylu zaafıdır.

John Dryden:Aşk konusunda yanlış seçimden söz etmek hatalıdır, zaten seçim varsa o yanlıştır.

Marcel Proust:Aşk:c iddi bir akıl hastalığı.

Platon:Aşık olmayı beceremeyen yağ çekmeyi öğrenmek zorundadır.

Goethe:Aşk melankolinin bir türüdür

Robert Burton:Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır.

Bailey: İnsan kalbindeki gerçek aşk dört nala giden bir at gibidir ne dizginden anlar ne de söz dinler.

Konfüçyus: Aşk kadının hayatında bütün bir romandır erkekte ise yalnız bir bölümdür.

M. Da Stael: Ne seninle yaşayabilirim ne de sensiz.

Ovidius: Aşkı tanıdığında, yaratıcıyı da tanırsın.

Fox Kabilesi: İTİRAF ETMELİ Mİ YOKSA...

Balzac: İlk aşk aşı gibidir. İnsanın ikincide hastalanmasını önler..

Rousseau: Aşk mektubuna başlarken ne söyleyeceğimizi bilemeyiz. Bitirirken de ne yazdığımızın farkında olmayız....

Shakespeare:Sevgililerine aşklarını itiraf eden kadınlar, en az seven kadınlardır...

Eflatun: Aşk, en tehlikeli bir ruh hastalığıdır...

Aziz Nesin: Yenilen taraf aşık olur...

Yakup Kadri: Hiçbir kadın yoktur ki “Seni Seviyorum" sözü karşısında hissiz kalsın...

Katherine Hepburn: Aşkı bilenler normal kadınlardır...

Oscar Wilde: Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmasını ister...

İngiliz Atasözü:Aşk için evlenen Istırapla yaşar....

Kontes Nathalie: Aşk, bir kişinin yararına, iki kişinin ortaklığıdır...

Paul Geraldy: Sevmek güzeldir. Bir daha sevmemek daha güzeldir...

Marcel Proust: Aşık olmayanlar, mükemmel bir erkeğin sıradan bir kadın yüzünden niçin ızdırap çektiğini anlayamazlar

 



 
Sep
18
    

aşk

нüzüηℓü вιя αşк нιкαуєѕι

Bir zamanlar birbirlerine asik iki genc vardi.

Kizin adi Tispe delikanlininki ise Piremus idi. Bunlar yanyana evlerde otururlardi.Birlikte büyüdüler ve çocukluklarindan beri birbirlerine karsi ask beslerlerdi.

Fakat aileleri görüşmelerini istemez birbirlerine uygun olmadiklarini düşünülerdi.

Oysa onlar birbirlerini ölesiye seviyorlardi. İki evin arasinda gizli bir catlak vardi aileleri bunu bilmezler onlarda geceleri burda bulusur o aradan

birbirlerine seslerini duyurur asklarini dile getirirlerdi.

Bir gece ormandaki agacin altinda bulusmaya karar verdiler.

Tispe agaca Piremus dan önce varmisti.
Gittiginde avini yeni yemis, agzindan kanlar akan kocaman bir aslanla
karsi karsiya geldi.

Korkarak bi magaraya dogru koşmaya basladi. Farkında olmadan yolda boynundaki esarpini düşürmüştü.

O sirada Piremus geldi.

Gördükleri karsisinda donup kalmisti. Kocaman aslan agzinda

kanlarla birlikte biricik sevgilisi Tispe nin esarpini parcaliyordu..


O an aklina gelen ilk ve tek sey aslani Tispe yi oldurerek yedigiydi.

Tispesiz yasayamazdi. Aklindan gecen sadece aski ugruna canina kiymakti.Belinden hançerini çikardi ve gögsüne sapladi.


Kanlar icinde cansiz bedeni yere dustu.

Tispe ise korkusunu bi kenara atip bir an once askini gormek icin magaradan cikmaya karar vermisti.

Agacin altina geldiginde o korkunc sahneyle yuzlesti.

Piremus un cansiz vucudu yerdeydi ve elinde Tispenin dusurdugu esarpini tutuyordu.

Ilk once genc kiz olanlar karsisinda aglamaktan hicbir seyi anlayamamisti. Ama esarpi ve uzaklasan aslani gorunce anladi. Bi an magarada dusundugu o korkunc sey basina gelmisti. Ve onun öldügünü dusunen Piremus aski ugruna canina kiymisti.

Tispe bir an bile dusunnmeden hanceri aldi ve gogsune geçirdi..


Onlarin aski ölesiye bir askti ve ölüm bile onlari ayiramazdi.

Eger Piremus aski ugruna ölümü göze aldiysa o da hic cekinmeden canina kiyabilirdi ve hanceri sapladi.

Birden vucudu Piremusun bendeninin ustune yigildi.


O anda tanrilar bu yuce aski ölümsüzlestirmek istediler ve bu çiftin üstünde duran agaci onlarin aşkına adadilar.

Piremusun kanini bu agacin meyvelerine,

Tispenin gözyaslarini ise agacin yapraklarina verdiler.


O günden beri kara dut agacinin meyvesinin çıkmayan lekesini,(Piremusun kan lekesini), dut agacinin yapraklari,(Tispenin gözyaslari) temizler..

 

Aşağıdaki Chatbox'u sitenize veya blogunuza koymak ister misiniz?

Buyrun Kodları;

<EMBED style="WIDTH: 694px; HEIGHT: 387px" name=chat pluginspage=http://xat.com/update_flash.shtml align=middle src=http://www.xatech.com/web_gear/chat/chat.swf width=694 height=387 type=application/x-shockwave-flash quality="high" bgcolor="#000000" FlashVars="id=15780598&amp;xc=2336&amp;cn=1615243980&amp;gn=Sohbet_Edelim" allowScriptAccess="sameDomain">